belgeseLAB Merakla Sunar

Knıtstanbul


Foto-Röportaj: Esra Korur Bal
Yazı: Malika Browne
Arapça-İngilizce Çeviri: Mohamad Issa
Proje Editörü: Altan Bal 

Knitstanbul'un sosyal medya sayfalarına girince (girmek için tıklayın) ilk dikkatinizi çeken el örgüsü çocuk kıyafetleri oluyor. Pantolonundan kazağına, eldiveninden beresine birbirinden güzel her türlü çocuk kıyafeti beğeninize sunulmuş. Biraz daha dikkatli bakınca, merak uyandıran bir cümle görüyorsunuz: "Made in Istanbul by Syrian Ladies" (Suriyeli Kadınlar Tarafından İstanbul'da Yapıldı) Merakınızın peşine düşerseniz, iki kıta 5 farklı ülkeye yayılmış, savaş, zorunlu göç, yardımlaşma ve hayatta kalma mücadelesinden oluşan "gerçek insanların" gerçek öyküsü karşınıza çıkıyor.

Knitstanbul'un etkileyici öyküsü yıllar önce İngiliz vatandaşı Malika Browne'nin iş nedeniyle 2008 yılında Şam'a taşınmasıyla başlıyor. O zamanlarda Suriye'de iç savaş daha başlamamış 2016 şubat verilerine göre 400 bin kişi ölmemişti. Demokrasiden uzak tek adam rejimi ülkede hüküm sürüyordu. Bir süre sonra Malika yine iş nedeniyle İstanbul'a taşındı. Kısa bir süre sonra da Suriye'de iç savaş patlak verdi. Binlerce insan canını kurtarmak için yollara düşüp, şanslı olup hayatta kalanlar ulaştıkları şehirlerde çok zor şartlar altında yaşamaya başladı. Şam'da uzun bir süre geçirmiş olan Malika İstanbul'a sığınmış, Suriyeli komşularına yardım etmek için bir yol aramaya başladı.

Sözü Knitstanbul'un kurucusu Malika Browne'ye bırakmadan önce sizleri hemen Knitstanbul'dan alış veriş yapmaya davet ediyoruz. Suriyeli mülteci kadınlar tarafından örülmüş yüzde yüz yün çocuk giysileri alarak Suriyeli kadınlara ufak da olsa bir destek vermiş olursunuz.


"2008 yılında Şam'da yaşarken ikinci oğlum için Suriyeli komşularımın ördüğü yün kıyafetleri hala saklarım. İstanbul'a taşındıktan bir süre sonra Suriye'de iç savaş başladı ve yüzlerce Suriyeli İstanbul'a kaçtı. İstanbul'daki yaşam şartları çok zor. Sürekli eski komşularım için hızla paraya dönüşebilecek ne yapabilirim diye düşünüyordum. Bu sırada 3.oğlum doğdu. Ona yüzde yüz yün olan kıyafetler bulmaya çalışırken aklıma Suriyeli komşularımın ikinci oğlum için ördükleri yün kazaklar geldi. Bir miktar yün alıp, yakın çevremin yardımıyla örmeyi bilen Suriyeli kadınlara ulaşmaya çalıştım. En zor aşamada buydu. Bir süre sonra çocuklar için yüzde yüz yün kıyafetler ören bir grubumuz oluşmuştu bile. İşte Knitstanbul böyle ortaya çıktı."

"Knitstanbul bir örgü projesi. Önemli olan kadınların ördükleri her ürün için yeterli miktarda para kazanmaları. Suriyeli kadınlara yün dağıtıyorum. Salı günleri buluşup örülenlere bakıyor fikir alışverişi yapıyoruz. Biten ürünleri teslim alıp ödemelerini hemen yapıyorum. Daha sonra örgüleri sosyal medya üzerinden pazarlamaya ve satmaya çalışıyorum.

İki haftada bir Knitstanbul için toplandığımız Suriyelilerin buluşma merkezinde çekilen fotoğraflara baktığımda unuttuğum ama çok değerli olan detaylar görüyorum. Yoğun geçen iki saatlik toplantılarımızda o kadar çok şey oluyor ki. O kadar çok soru ve düşünülmesi gerekenler var ki o anki tempodan dolayı toplantının keyfine varmak mümkün olmuyor. Ancak toplantı sonrası insanların bana söylediklerinin farkına varabiliyor ve kimi detayların sonsuza dek hatıralarımda kalmalarını istiyorum. Mesela kim kime yardım etmiş? Kim ördüğü parçanın ölçüsünü almış?"

Kimi kadınların yıllar sonra kazandıkları ilk para bu. Çoğu İstanbul'da eşlerinden ayrı, dilini anlamadıkları bir ülkede yaşamaya çalışıyor.

Örmenin onlar için dinlendirici bir iş olduğunu düşünüyorum. Küçük bir odada çocuklarıyla ve arkadaşlarıyla sohbet ederken yapabilecekleri bir iş. Mültecilerin küçük bir yaşam alanları, çok az bir maddi güçleri bolca zamanı ve çokça stresleri var. Örnek Suriyeli mülteci kadınlar için bu açıdan da önemli.

Fotoğraflara baktığımda, kadınların ellerinde örgüleri görüyorum, ve bazı parçalarda ‘Aa, bu süeter Hollanda’ya gitti’, veya ertesi gün bu şapkayı İngiltere kırsalına yolladım diye aklıma geliyor. Her örülmüş ürünün, her ören bayanın olduğu gibi, arkasında bıraktığı veya önünde beklediği bir yolculuğu var: İstanbul sırf bir çeşit transit noktası onlar için. Bizimle birlikte çalışmış olan ve bugün Türkiye’yi terk eden kadınlar var. Bazen şuan nerede oldukları aklıma gelir.

Bazıları güvenli şekilde İsveç’e ve Almanya’ya ulaşmışken bazılarınında Yunanistan’daki mülteci kamplarında tutsak kaldıklarını öğreniyorum. Genel olarak güvenli şekilde ulaştıkları zaman bize haber veriyorlar. Birkaç hafta evvel ördükleri örgülerin Avrupa yolculukları çok daha sorunsuz ve basit gerçekleşmiş olması onlar için tuhaf bir duygu yaratıyor olsa gerek.

Her kadının farklı tecrübesi ve örgü tarzı var. Kadınlardan birinin tığ işinde yetenekli olduğu ortaya çıktı. Çocuklar için TV önünde giyebilecekleri Köpek balığı, deniz kızı kostümü yapıyordu. Diğerleri küçük ürünler örmeye yöneliyor.

Kadınların öreceği ürünler hakkında titiz davranıyorum. Yüzde yüz Türk yünü ve pamuk kullanıyoruz. Müşterilerimiz bizden aldıkları ürünlerin tamamen doğal olduğunu biliyorlar.

Suriye’nin farklı bölgelerinden olan ve farklı hayatlardan gelen bu kadınların arkadaşlık kurmaları ve toplantılarımızdan keyif aldıklarını görmek çok mutlu ediyor beni.

Birbirlerine yardım ediyor, bilgi paylaşıp örgü konusunda tavsiyelerde bulunuyorlar ve renk konusunda muazzam bir fikre sahip olduklarını söyleyebilirim.

Ben örgü örmeyi bilmiyorum, nasıl başlayacağımı bile bilmem. Bu kadar zor ve karışık bir işi yapabilen herkesi taktir ediyorum.

Ördükleri ürünleri müşterilerimizin üzerlerinde görmek onları çok mutlu ediyor. Bu nedenle müşterilerimizi ürünleri aldıktan sonra fotoğraflarını Facebook sayfamızda paylaşmaları için cesaretlendiriyoruz.

Knitstanbul'dan alış veriş yaparak çocuklarınıza hem yüzde yüz yün kıyafetler giydirebilir hem de mülteci Suriyeli kadınlara destek olabilirsiniz: